Peki kadın dediğin nasıl olmalı?

 

Peki kadın dediğin nasıl olmalı?

 

Sevgili Aslı Sahan bir erkek tarifi yapmış ki yaratana bile, “Ben kullarıma böyle bir zulüm yapmadım, yapmam da” dedirtecek cinsten..

Yani erkeğin erkek haliyle, “Yahu böyle erkek bulunsa kadınlara kaptırmayız” diyesi geliyor…

Gerçi yazıda bahsi edilen erkek tipi bazı satırlarda şempanzeye çevrilmiş..

Demiş ki Sevgili Aslı, “Adam dediğin balığın yanına rakıyı, şarabın yanına peyniri, viskinin yanına çikolatayı koyacak. Viskiyi sek, neskafeyi sütsüz, tekilayı tek içişte bitirecek."

Hayatımda alkole uzaktan yakından ilgi duymadım, kokusundan bile sarhoş olduğum olmuştur..

Bu durumda Aslı'nın bahsettiği adam tipiyle uzaktan yakından alakam kalmıyor....

Ama şu soruyu da sormadan edemiyorum:

Yahu şu kadınlar değil mi sabah akşam “Yine içmiş içmiş gelmiş boyu devrilisice” diyen..

Yine bir satırda, “Kibar olacak, sigaranı o yakacak, şarabı senin için o tadacak” diyor. Hemen akabinde ise  “Sert olacak sert adam dediğin, sözünü sakınmayacak, koydu mu yumruğunu masaya, bileceksin ki susman gerek.. Adam dediğin ter kokacak ter. Kıllı olacak” satırlarını iliştiriyor yazısına..

Yani ben okurken, “Bacım bi karar ver bu erkek nasıl biri olacak?” diye 49 kere sordum....

Şeytan dürttü, yazıdan sonra google arama motoruna “Kadın dediğin” diye yazdım ve sonuçlara göz gezdirdim..

Bakın orada sadece bir bölümde şunlar yazıyor:

"Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti...


Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanı başında ve huzurla... Öyle çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver
yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak.

Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek....
En önemlisi kendini sevecek, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa...

Koluna takip gezmesini de bileceksin gururla. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de...

Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle, sınırlamayacak.

Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla...
Bileceksin ki evde ´O´ kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana...
Öyle bir kadın iste”

Buyurun!

Erkek kadından, kadın erkekten memnun değil..

Ne olacak şimdi?

Bakın size bir olay anlatayım.. 

Mesele Kemal ismindeki arkadaşımın başından geçmiş ve anlattığında gülmekten yerlere yığılmıştım..

Ecevit dönemindeki kriz günleri..

Arkadaşım bir kızla evlilik hazırlıkları yapıyor.. Ancak iflas etmek üzere ve canı burnunda.. Kız arkadaşının ilk başlarda gittiği her yeri kendisine bildirmesi onu çok mutlu ediyor… Ancak daha sonra kız öyle zamanlarda arıyor ki, işin cılkı çıkıyor..

Misal;

”Hayatım sahilde yürüyüşe çıktım. Hayatım sahilden döndüm.”

Biraz sonra tekrar telefon çalıyor, “Hayatım yatağa uzandım biraz dinleneceğim..”

On dakika geçmeden tekrar telefon, “Hayatım yemek yapıyorum.. Salata yaparken telefonuna cevap vermeyebilirim. Seni seviyorum canikom..”

Biraz sonra zırt bir telefon daha: “Kemişim (Kemal’im demek istiyor) karar veremedim hangi kokuyu sürüneyim. Senin sevdiğini mi benim sevdiğimi mi? Senin dediğini süreceğim söyle minnoşum..”

”Abi nereye kadar sabredeceksin. Telefona cevap vermesem cevap verinceye kadar çalıyordu. Teli kapatıyordum işyerinin numarasını arıyordu.. Telefonlar çaldığında ben refleks olarak hırlamaya başlıyordum.. Bir gün yine arayıp “Kemişim” deyince kapı yerine kendimi camekanın orta yerine vurup sokağa attım” dedi..

”Neden, ne oldu ki?” diye sorunca, “Abi çin işkencesine döndü iş..  En son, “Hayatım bil bakalım ben neredeyim” diye sorup da de tuvalette olduğunu söyleyince ben kendimi kaybetmişim..  Elimde olmadan çıldırmışım, cadde ortasında “Ulan senin de, senin kemişinin de tuvaletinin de…. Ulan ben iflas ediyorum, sen tuvaletini nasıl yaptığını anlatıyorsun, kapat ulaaaan kapaaat” diye bağırmışım.. Şimdi telefonlardan tiksiniyorum, telefonu icat edenden babamı öldürmüş gibi nefret ediyorum” dedi..

Buna ne demeli sevgili Aslı?

Zor değil mi?

Demek ki neymiş!..

Viski içmek, şarap yudumlamak, sandalye çekmek, kadını mutfak masasının üzerine atmak, öpmek veya sevişmek…

Bunları adam olmayanlar da yapıyor..

A
ma öperken fırtınaları koparmak, dokunurken incitmekten korkmak ve sarılırken maddeden sıyrılmak.. Bunları senin de dediğin gibi her erkek yapamıyor.. Zaten her kadın da bunu hak etmiyor..

Hem bizim farklı artılarımız var size göre..

Mesela biz pembe patiklerimizi ayağımıza geçirip, komşuya sabah kahvesi içmeye (Yersen) gidip, kaynanamızı çekiştirmiyoruz..

Çay partileri düzenleyip daha önce beyin ajandamıza kaydettiğimiz isimleri bir bir çekiştirmiyoruz..

Dedikodu yapmıyoruz..

Hayatımızdaki insanın üzerinde saç teli aramıyoruz. Saç teli bulmadığımızda da "Demek beni kel biriyle aldatıyor" diye işkillenmiyoruz..

Sizin gibi Allah'ın verdiği rüyamsı güzellikleri makyajlarla kapatıp sokağa boya bidonu gibi çıkmıyoruz. Kösele gibi suratımızla sokağa çıkmaktan çekinmiyoruz..

Sizin üzerinde yemek yapmakla övündüğünüz milangazın tüpünü değiştirmek için bizi beklediğinizi de unutma...

Yorum Yaz